ALTIN GRAM
%1.16 220.89 TL 11:25
DOLAR
%0.58 5.3537 TL 11:25
EURO
%0.47 6.0837 TL 11:25
BITCOIN
%-0.24 $3541.04 08:25

Bir döneme damga vuran aile: Kamondo’lar...

Bir döneme damga vuran aile: Kamondo’lar...

Bir döneme damga vuran aile: Kamondo’lar…

 

Eğer İstanbul’un ekonomi tarihine dair bir çalışma yapılacaksa en önemli iki nokta başrol oynar: Bankalar Caddesi ve Tahtakale...

 

Yine bir marka kitabı yazmaya kalksam Bankalar Caddesi yine başrolde olur.

 

Bankalar Caddesi’nde her yürüyüşümde yeni şeyler öğreniyorum. Beni en çok etkileyen iki yapı var: Daha önce Osmanlı Bankası binası olarak kullanılan şimdi Salt sanat etkinlikleri merkezi olarak kullanılan bina ile onun karşısındaki Kamondo Merdivenleri.

 

Avrupa ve Amerika’yı döneminde çok etkilemiş olan Art Nouveau tarzı Kamondo Merdivenlerinin şekli gibi hikayesi de ilginçtir. Her gün merdivenleri kullanan küçük öğrenciler koşarken düşmelerinde az zarar görsünler diye 8 şeklinde bir tarz verilmiş.

 

Şimdi Osmanlı dizilerine ilgi yoğunluğu var. Keşke biri çıkıp da 150 yıl öncesinin Bankalar Caddesi’ni dizi yapsa... Haliyle bu böyle bir dizinin başrolünde Kamondo Ailesi olacaktır.

 

Kayıp Tablolar

 

Hatta sadece Kamondo Ailesi’ni anlatan bir dizi bile bütün dünyanın ilgisini çekecektir.

 

Geçen gün Yoo Mimarlık, Maçka’daki İnönü Köşkü’ndeki merkezlerine benim gibi pek çok medya mensubunu davet etti. Akşamın süprizi ailenin en önemli isimleri Nissim de Kamondo ve eşi Elise Fernandez Kamondo’nun olduğu düşünülen ve tesadüfen bulunan portreleri ilk kez kamuoyuna sundular.

 

Artium Modern yöneticisi Halis Rüştü Sungur tarafından tesadüfen bulunan ve özel ekspertiz çalışmaları sonrasında Kamondo çiftine ait olduğu düşünülen tuval üzeri yağlıboya tablolar Ermeni ressam Esperon imzası taşıyor.

 

1883 yılında yapılan Nissim de Kamondo ve eşi Elise Frenandez Kamondo ‘ya ait olduğu düşünülen portre tabloların ressamı oryantalist portre ressamlarının en meşhurlarından birisi olan Esperon.

 

Esperon’un Osmanlı’ya ait çok sayıda tablosu bulunmasına rağmen hayatı hakkında elimizde pek bilgi bulunmamakta.

 

Osmanlı İmparatorluğu’nun dış borçlanma döneminde yabancı finans kaynakları ile Osmanlı Sarayı arasında önemli bir köprü oluşturan Kamondo’lar aynı zamanda Galata, Pera, Karaköy ve Tophane semtlerinin yeniden imarına öncülük etmiş ve İstanbul’un bugünkü çehresine kavuşmasına katkılar sağlamışlardır.

 

İş hayatındaki başarıları ve İstanbul’a yaptıkları kültürel katkıların yanı sıra Yahudi cemaatine dair hayır işleriyle adlarından söz edilen Kamondo ailesi bir dönem zenginliğin ve asaletin sembolü haline gelmişlerdir.

 

İstanbullu küresel bir bankacı

Kamondo ailesi İstanbul’da yaşamış olan Sefarad Yahudilerinden bankacı bir aileydi. 15. yüzyılda İber Yarımadası’ndan kovulan aile, önce Trieste’ye, ardından dönemin Konstantiniye’sine yerleşir.

 

Avusturya vatandaşlığına sahip olan Salomon-Jacob Kamondo ve oğulları Isaac ve Abraham-Salomon’un 1815’te kurdukları ve Kırım Savaşı sırasında Osmanlı Devletini finanse eden ‘İshak Kamondo ve Şürekası’ ünvanlı banka, Şirket-i Hayriye ve Dersaadet Tramvay Şirketi’ne ortaklıkları, Altıncı Daire-i Belediye’nin kuruluşuna verdikleri katkılar, en önemli girişimleri arasındadır.

 

1832’de çocukları olmayan Isaac vebadan ölünce banka, kardeşi Abraham-Salomon’a miras kalır. ‘Vezirlerin bankacısı’ olarak adlandırılan Salomon, Osmanlı’nın ekonomik gelişimine ve İstanbul’un modernleşmesine aktif olarak katkıda bulunur. 1850’lerde torunları Abraham-Béhor ve Nissim işleri devralır.

 

Sinagoglar, hastaneler, dispanserler ve eğitimin Fransızca ve Türkçe yapıldığı ilk Yahudi okulunu kurarlar. Abraham-Salomon 1865’de İtalyan vatandaşlığına geçer ve Victor Emmanuel II’nin İtalya Birliği’ni kurmasına verdiği destek nedeniyle ‘kont’ unvanı ile ödüllendirilir.

 

Devlet Nişanı

Kamondo Ailesi, İstanbul’a damgasını vuran ve varlıklarını koruyan sayısız yapı inşa ettirmiştir. Kasımpaşa’daki Kuzey Deniz Saha Komutanlığı, Galata Résidence, Serdar-ı Ekrem Sokak’taki Kamondo Hanı, Meşrutiyet Caddesi’ndeki Büyükada Han, Karaköy’de Saatçi Han, Latif Han, Lacivert Han, Yakut Han, Kuyumcular Han, Lüleci Han, Gül Han bunlar arasında sayılabilir.

 

Doğu’nun Rothschild’leri diye anılan ailenin, Karaköy Bankalar Caddesi’ndeki bugün müzeye dönüştürülmüş olan eski Osmanlı Bankası binasının tam karşısında caddeyi üstteki banka sokağına bağlayan sekiz şeklinde, iki yönlü, ‘art nouveau’ stilindeki ilginç merdivenleri bulunmaktadır.

 

Merdivenleri yaptıran Abraham-Salomon’un naaşı1873’de yaşamını yitirince vasiyeti üzerine Paris’ten, kalben bağlı olduğu İstanbul’a getirilip Hasköy’de daha önce kendisinin yaptırdığı anıt mezara devlet töreniyle defnedilir. Devlet törenine II. Abdülhamid de katılmıştır.

 

Kamondo İstanbul’da o denli sevilen ve sayılan bir kişidir ki cenaze töreni günü tüm şehir yas tutarken borsa ve finans kuruluşları tatil edilir, Galata ve Haliç esnafı dükkanlarını kapatır, kiliselerde dahi çanlar çalınır.

 

Niye İstanbul’dan Paris’e taşındı

Bankanın dış bağlantıları olması gerekliliğine inanan Kamondo Ailesi 1869-1870 arasında Paris’e yerleşir ve bankanın yönetim merkezini buraya taşır; 1872’de Monceau’daki muhteşem ‘Hotel Particulier’de yaşamaya başlar.

 

Süveyş Kanalı’nın finansmanı da dâhil bir çok önemli projeye katkıda bulunur. 1889 yılı ise aile için zor bir yıldır çünkü iki kardeş garip bir rastlantıyla aynı yıl aynı hastalıktan yaşamını yitirir.

 

Bir sonraki nesil olan Isaac ve Moïse kuzenler cemiyet ve sosyal işlerden biraz uzaklaşıp Fransız kültürünün önemli isimleri olurlar. Müzik tutkunu, besteci ve müzisyen dostu olan Isaac aktif olarak Opera, Opéra-Comique ve 1913’de Champs-Elysées tiyatrosunun oluşumuna katkıda bulunur.

 

Dünyanın en büyük sanat koleksiyonu

 

1891’de Türkiye’nin Paris Başkonsolosu tayin edilen Isaac, 1911’de ölümünde, büyük bir tutkuyla oluşturduğu muhteşem koleksiyonunu (gravür, pastel, desen, aralarında Manet’in Le Fifre, Degas’in Les Repasseuses, Monet’nin Cathédrales de Rouen serisi, Cézanne’in La Maisondupendu’sü de bulunan tabloları, 418 Japon baskısı dahil Uzakdoğu sanat eserleri, Ortaçağ ve Rönesans mobilyalarını) Louvre Müzesi’ne bağışlar.

 

1945’da Guimet Müzesi’nin açılışıyla bağışın Uzakdoğu koleksiyonu bu müzeye, 1986’da d’Orsay’in açılışıyla da koleksiyonun empresyonist kısmı (altmışın üstünde yağlı boya, birçok pastel ve desen) bu müzeye aktarılır.

 

Kuzeni Moïse (1860-1935) Rue de Monceau 63 numarada bulunan Paris’in en şık ‘Belle Epoque’ dönemi şaheserlerinden evini ve koleksiyonunu 1917’de I.Dünya Savaşı’nda hayatını kaybeden oğlu havacı Nissim’in anısına l’Unioncentrale des Artsdécoratifs’a bağışlar.

 

Moïse’ın ölümünden bir yıl sonra 1936’da, ‘Nissim de Kamondo’ müzesi kapılarını halka açar. II. Dünya Savaşı’nda Moïse’in kızı Béatrice, kocası Léon Reinach ve iki çocuğuyla Nazi kamplarında hayatlarını kaybeder ve bu trajediyle Kamondo soyu trajik bir sonla noktalanır.

 

Eğer Kamondo Ailesi, İstanbul’dan taşınmasaydı, Türkiye’nin uluslararası ekonomi ve politik ilişkileri nasıl bir seyir izlerdi? Aileden bugün hayatta olan var mıdır? Aile üzerindeki sırları tarihçiler araştırmalıdır.

 

İstanbul sokaklarında gezerken benzeri sorular ve düşünceler sizin de aklınıza geliyor mu?